Türkiye’nin İlk ve Tek Rehber Köpek Hareketlilik

Eğitmeni: Burcu Bora

Ayşe Çelebi'22

2019 Aralık

Görme engellilerin hayatlarında iki göz olan, onlara günlük hayatlarında eşlik etmek amacıyla yetiştirilen rehber köpekler (guide dogs) kulağımıza pek tanıdık gelmiyor; çünkü ülkemizde, İngiltere gibi bu konuya yüksek derecede önem veren ülkelerin aksine, yalnızca 5 adet bulunmakta. Bu sayımızda; 2014 yılında görme engelli Av. Nurdeniz Tunçer ve eski İngiltere Büyükelçisi Richard Moore’un eşi görme engelli Maggie Moore önderliğinde kurulmuş Rehber Köpekler Derneği’nde yer alan, aynı zamanda Türkiye’nin ilk ve tek rehber köpek eğitmeni olan Burcu Bora ile röportaj yaptım.

Ülkemizde farkındalık hayatlarını kolaylaştıracak kanun ve altyapılar bulunmuyor. Bu röportajın sizleri bilgilendirmenin yanı sıra, gönüllü bakıcı aile bulunmasında da faydalı olacağını umuyor, keyifli okumalar diliyorum.

+ Önce sizi tanıyalım.

Adım Burcu Bora. Bilgi Üniversitesi’nde sosyoloji okuyorum. 2015 yılında gönüllü olarak derneğe üye oldum. 2016 yılında rehber köpek hareketlilik eğitmeni olan Alan Brooks tarafından görme engellilere yönelik hareketlilik eğitimi aldım. 2019 yılında da İrlanda'da Rehber Köpek Okulu’nda çalışan eğitmen Ken Brydon ile tanıştım. Kendisinden otizm gibi çoklu engelli çocuklara yönelik servis ve terapi köpeği eğitiminin yanı sıra görme engelliler için olan rehber köpek hareketlilik eğitimi aldım. Ayrıca, iki hafta İngiltere’de yavru köpek ve gönüllü bakıcı aile eğitimi aldım.

+ Rehber köpek nedir, ne amaçla yetiştirilir?

 

 Rehber köpek, görmeyen bireylerin yolda düzgün ve rahat yürümesini sağlayan, eğitilmiş, havlamayan köpeklerdir. Özel olarak seçilirler. Şecereli köpeklerdir. Amaçları, görme engelli insanların güven ve bağımsızlıklarını arttırıp sosyalleşmelerini ve hareketliliklerini sağlamaktır.

+ Rehber köpek yetiştirme prosedürünü anlatır mısınız? 

 

Ülkemizin coğrafi koşullarına göre sadece Golden Retriever ve Labrador ya da bu iki cinsin karışımı olan köpekler rehber köpek olmaya uygun. Yavrularımızı seçtikten sonra, 6-8 haftalıkken gönüllü bakıcı ailelere veriyoruz. Gönüllü bakıcı ailelerimize de test yapılıyor. “Otur, yat, bekle” komutları öğretilmesi isteniyor. Yavrunun evde ve dışarıda nasıl sosyalleşmesi gerektiği öğretiliyor. Ortalama 1 yıl süren; koltuğa atlamama, yemek çalmama ve tuvalet eğitimi gibi eğitimler gönüllü bakıcı aileler tarafından verildikten sonra rehber köpek hareketlilik eğitimine başlanıyor ve bu da 3-6 ay kadar sürüyor. Köpekler, benimle veya diğer eğitmenlerle birlikte, “harness” yani görev tasması ile birlikte yürüyüş yapıyor, kaldırımda durma gibi temelleri öğreniyor. En son aşamada ise, görme engelliler ile eşleştirme süreci başlıyor.

+ Görme engelli bireyler ile yetiştirilen rehber köpekleri nasıl eşleştiriyosunuz? Kriterler neler?


Bu süreçte; görme engellinin boyu, kilosu, hareketliliği, kuvveti gibi hususlar göz önünde bulundurularak uygun karakter ve fiziksel özelliklere sahip köpekler ile eşleştirmeler yapılıyor. Rehber köpeğin ve eşlik edeceği görme engellinin yürüme hızları da bu konuda önemli bir faktör.

+ Bu konunun şu anda ülkemizdeki halinden bahsedebilir misiniz? Ülkemizde bu konuyu teşvik edici kanunlar mevcut mudur?

Ülkemizde şu an bu konuya yönelik bir kanun bulunmamakta ancak getirilmesi için çok uğraşıyoruz. Bunu Nurdeniz Hanım’la birlikte yapmaya çalışıyoruz. İnsanların farkındalığını artırmak için daha çok rehber köpek olması gerekiyor, daha çok rehber köpek için ise daha çok gönüllü bakıcı ve yavruya ihtiyacımız var. Bu sebeple, gönüllü ve eğitmen olmak isteyenlere her zaman açığız. Türkiye’de 5 adet rehber köpeğimiz bulunuyor ve bu 5 köpeğimiz görme engelliyle birlikte hayatlarını sürdürüyor. Bunu daha erişilebilir kılacak ve gelişmesini sağlayacak unsurlardan biri kesinlikle insanların bilinçlenmesi. Rehber köpeğin ne olduğunun bilinmesi ve toplumda ne kadar fazla görme engelli olduğunun farkında olunması gerekiyor çünkü görme engellilerin günlük yaşamda bağımsızlığı ve konforlu bir şekilde yaşamlarının sağlanması çok önemli.

Renkli Hisarlıların Renkli Tatilleri

Defne Bahar'21

2019 Aralık

Kasım ayındaki ara tatil hepimizin sınavlardan sonra güzel bir ara ile kendimizi toparlayabildiği kısa ama iyi kullanılırsa bir o kadar da eğlenceli olan bir hafta. 11. sınıfa yeni geçmiş bir öğrenci olarak ne yazık ki 7 Aralık’ta olacak felaketlerin felaketi SAT sınavı için deneme testi çözmekten ben hiçbir şey yapamadım ama sağolsun ki canım arkadaşlarım sayesinde Winter Wonderland’ e gitmiş kadar oldum. Bu tatil şehir dışına veya yurt dışına gidenler kadar İstanbul’da kalıp çalışanların, uyuyanların ve İstanbul’da gezenlerin olduğunu görünce Kasım tatillerinde Hisar öğrencilerinin neler yaptıklarını ve nasıl vakit geçirdiklerini çok merak ettim Birkaç öğrenciye neler yaptıklarını sordum.

Selin Karaca:

Tatilin ilk haftasonu arkadaşım Venis ile Şile’ ye gittik. Sınav haftasından sonra bu tatil bizim için güzel bir araydı. Şile çok güzel ve doğanın korunduğu bir bölgeymiş. Çok güzel vakit geçirdik.

Yağız Çağlar:

Bacağımdaki kas yırtıldığı için her sabah 7.30'da kalkıp fizik tedaviye gittim. Bir de motor kursuna başladım. Ehliyet inşallah iki aya geliyor.

Elif Ramazanoğulları:

Kasım tatilinde ailecek Paris'e gittik. Birlikte müzeleri, tarihi yerleri ve Paris’in meşhur noktalarını gezdik. Çok yoğun geçen sınav haftasından sonra, tatil abim Ömer'e ve bana çok iyi geldi ve çok eğlendik. Günümüzün çoğunu Paris sokaklarında gezerek ve güzel restoranlarında yemek yiyerek geçirdik. Ziyaret ettiğim en güzel şehirlerden biri olan Paris kesinlikle tekrardan gitmek istediğim şehirler arasında.

Eto Pekuysal:

Ben ara tatilde İstanbul'daydım. Genelde evdeydim ve zamanımın çoğunu dizi izlemekle geçirdim. Tatilim genel olarak güzel geçti. Dinlenmek için yeterliydi.

Deniz Öklü:

Tatil genel olarak çok güzel ama hızlıydı. Tatilde İstanbul’da ailem ve arkadaşlarımlaydım. Burada kaldığım süre boyunca yaptığım ilginç şey aslında o kadar ilginç olmasa da benim hoşuma giden birçok basketbol maçı izlemem ve oynamam oldu. Özellikle Fenerbahçe maçlarındaydım.

Selimcan Paydaş:

Tatilde her gün sabah 8:00-10:30 ve akşam 17:00-19:00 arası antrenmandaydım. Bu yüzden tatil kısa geçti denemez. Aksine çok yorucu ve uzun geçti. Normalde de yoğun antrenmanlar var, fakat bu hafta tatil olduğu için ekstra yoğun bir program içerisindeydik. Yani kısacası tatil normalden daha yorucuydu denilebilir.

Ata Mutluşan:

Bu tatil benim için unutulmazdı çünkü hayatım en sıkışık programlı, en yoğun tatiliydi. Babamla 6 gün içerisinde sırasıyla Hatay, Saraybosna, Gaziantep, Belgrad, Gaziantep, ve Konya’ya gittik. Tüm yerlerin ayrı ayrı güzellikleri vardı ve hepsi çok hoşuma gitti. Tüm şehirlerde farklı farklı aktiviteler yaptım ve mükemmel yemekler yedim ve bu da turun en güzel kısmıydı :)

 

Semih Aldiş:

Istanbul. Dizi. Uyumak. Ev. Ben tatilimi İstanbul’ da geçirdim. Birçok arkadaşımla buluştum, derslere de azıcık da olsa zaman ayırmayı başardım. İstanbul'da kalmam sebebiyle benim için durgun bir tatildi fakat arkadaşlarım sayesinde neredeyse Londra’ya gitmiş kadar oldum.

 

Dilara Zaimoğlu:

Bol bol uyudum ve ders çalışmadığım için bol bol yakındım. İstanbul dışına Pazar günü çıktım, onun dışında bir hafta burada arkadaşlarımla buluştum. Başvurularımla ilgilendim; herkese tavsiye ederim, çok keyifli.

Deniz Uzun:

Ben bütün tatil uyudum ve 15.00’den önce uyandığım bir gün olmadı. Bir tek 16-17 Kasım tarihlerinde Nişantaşı Üniversitesi'ndeki VRC turnuvasına katıldık. Takımlarımızdan Mechaminds ‘Design’ ve Techno Tigers ‘Tournament Finalist’ ödüllerini alarak Türkiye Şampiyonası’na katılmaya hak kazandı.

Dide Karaevli:

Tatilde ailemle Paris'e gittim. Müze gezdim, alışveriş yaptım, çok güzel yemekler yedim. Paris'te olan iki tane arkadaşımla buluştuk. Gittiğim müzelerden Orsay Müzesi çok güzeldi. Van Gogh, Monet gibi bir sürü ünlü ressamın resimleri vardı. Aynı zamanda Laduree’ de makaron yemek ve Louvre'un bahçesinde vakit geçirmek çok zevkliydi.

Mercan Ulutaş:

Tatilde ne yazık ki SAT sebebiyle yurtdışına tatile gidemedim, burada kalıp çalıştım. Arnavutköy’de Coni&co diye inanılmaz güzel bir restorant açılmış. Arkadaşlarımla oraya gittim, kesinlikle tavsiye ederim. Aynı zamanda TEGV’ in çocuklar için yaptığı ara tatil etkinlikleri vardı. Orada gönüllü olarak çalıştım. Zaten sürekli olarak gittiğim için kendi sınıfımla ilgilendim. Bir de bir takım yeni sergiler vardı onları gezdik arkadaşımla. Neredeyse her yere Martı ile gidip geldim, havalar çok soğuk olmadığından en güzel ulaşım biçimi bence martı ya da bisiklet.

Sera Göksal: 

Ben tatilde arkadaşlarımı ve abimi ziyaret etmek için California’ ya gittim. Eskiden California’da yaşadığım için oradaki arkadaşlarımla görüştüm. Bir arkadaşımla Jeremy Zucker’ ın konserine gittik ve gerçekten çok zevkliydi. UC Berkeley’ de abimi ziyaret ettiğimde onun derslerine girerek kampüsü ve öğrenci hayatını daha yakından tanıma fırsatım oldu. Ayrıca Stanford’a kampüs gezisi için gittim ve okulumuzdan geçen yıl mezun olan bir Stanford öğrencisi ile görüştüm. Birkaç günümü de California'nın Belvedere şehrinin eski belediye başkanı ile geçirdim. Onla senatoya aday olan demokrat bir aday için düzenlenen bağış etkinliğine gittim. Tatilimin en güzel kısmı eski arkadaşlarımla San Francisco’da “Marin Headlands” adlı lokasyona giderek meşhur gün batımını izlemekti. 

Erkan Hoca'dan bir Hayat Dersi

Zeynep Ttlı'22

2019 Aralık

+ Merhaba Erkan hocam, bize önceden yaşadığınız ve hayatınızda sizi etkileyen, ders çıkardığınız bir olayı anlatabilir misiniz?

Erkan Çermik: Tabiki. Ben normalde üniversitede ingilizce fizik öğretmenliği bölümünü bitirdim ve fizik öğretmeni ünvanı ile mezun oldum. Ondan sonra da bu konuda master yaptım. Fizik öğretmeni olarak kariyerime devam ederken başka neler yapabilirim diye aklıma sorular gelmeye başladı. O zaman Microsoft Sistem Mühendisliği kursları açılmıştı. Bu kursların sonunda da Microsoft’un düzenlediği sınavlar vardı. O sınavlardan geçince Microsoft Sistem Mühendisi ünvanını kazanıyorsunuz.

 

Bu program çok hoşuma gitti ve bende katılma kararı aldım. Bu kurslara girdim ve gerçekten de çok yoğun ve yorucu bir süreçti fakat bir o kadar da zevkliydi . İlk gün gittiğimde benim haricimde bu kursa katılan herkesin bilgisayar mühendisi olduğunu fark ettim. Herkes kendini tanıtırken benim fizik öğretmeni olduğumu öğrenen oradaki bir bilgisayar mühendisi bana “Bu işler öyle kolaya gelmez.” “Keşke herkes haddini bilse, herkes yapabileceği işleri yapsa.” gibi kaba ve aşağılayıcı sözler söylemeye başladı. Ben onun söylediği sözlere takılmamayı seçtim çünkü bana göre bir insan yapmak istediği herşeyi uğraşırsa yapabilir ve bunun o kişinin işiyle veya eğitimiyle bir alakası yoktur.

 

Kurs sınavına çalışmaya devam ettim ve onun bu incitici sözlerinin moralimi bozmasına izin vermedim. Kurs bittiğinde hepimiz sınava girdik. Benim sınavım iyi geçmesine rağmen birkaç basit hata yaptığımı fark edip kendime kızdım ve bu hatalardan dolayı kendime çok sinirlendim. Bana karşı kaba olan kişininin kendime olan kızgınlığımı görünce yüzünün asıklığının hemen geçtiğini gördüm. Bu durum beni çok rahatsız etti çünkü suratında sanki benim kaldığımı öğrenirse mutlu olacakmış gibi bir hal vardı. Benim mutsuzluğumdan mutluluk duyuyordu resmen.

 

En sonunda dayanamadı ve yanıma geldi, “Ne oldu hocam? Zormuş değil mi? Öyle herkes geçemiyormuş” dedi. Bende, “Evet gerçekten de zormuş, kendime yaptığım birkaç hatadan dolayı çok kızıyorum ama geçtiğim için mutluyum” dedim. Benim bunu dediğim an yüzü asıldı. Benim bu olaydan çıkarttığım ders, insanları eğitimine, yaşına veya statüsüne göre yargılamamak gerektiğidir. Başkalarının mutsuzluğu veya başarısızlığıyla kendimizi motive edip iyi hissetmemeliyiz. Beni şahsen arkadaşlarımın mutsuzluğu üzer, sevinci de sevindirir. Başkalarının söylediklerini kafaya takarak kendi hedeflerimizin önünü kesmemeliyiz. İnsanın tek rakibi de insanın kendisi olmalıdır.

Hisar Seçimlerindeki Gelişmeler

Zeynep Yıldırım'22

2019 Kasım

Eylül ayı geldi, yapraklar sarardı yavaştan sınavlar başladı, her sene başı okulun açılmasıyla beraber öğrenci birliği seçimleri başlıyor. Çok çekişmeli bir seçim süreci sonrası size süreci aktarmak için Hisarın Sessi olarak burdayız. Bu seneki seçimler kesinlikle her zamanki gibi değildi. Öğrenci birliğinin yetersizliğinden yakınan Hisar halkı artık harekete geçmiş bulunuyor. Her iki grubun da sunumlarında bunu gördük. İki taraf da artık öğrenci birliğinin bir şeyler yapması gerektiğini sunumlarında belirttiler. Öğrenci birliklerinin yıllardır seçildikten sonra ortadan kaybolmalarından yakındılar. Başlarda The Council dışında bir aday görünmüyordu. Fakat şaşırtıcı bir şekilde ortaya çıkan Option 5 durumu biraz olsa da değiştirdi. Sonuçta galibiyeti kazanan The Council oldu. Yenilikçi ve yaratıcı fikirleriyle karşımıza çıkan The Council başkanı Yağız Çağlar gazetemize şöyle konuştu:

“Okul başkanı olarak ilk röportajım için çok mutluyum”

+Bu sene kazandığınıza göre gerçekleştireceğiniz ilk şey nedir?

Yağız: İlk olarak yarın buraya kendi cebimden barbekü ve ranch sos getiriyorum. İkinci yapacağımız şey ise mikrodalga.

+Nasıl kurdunuz bu partiyi?

Yağız: Ben sunumda yalan söylemedim. 5. sınıftan beri kurmak istiyordum bu partiyi. Sevdiğim insanlarla, kafasının çalıştığını düşündüğüm insanlarla kurduk.

+Peki seçim sonuçları hakkındaki düşüncen nedir?

Yağız: Ben çok korkuyordum çünkü çok iyilerdi. Fakat hepinize teşekkür ederiz destekleyen, desteklemeyen. Adamsınız.

Bu sene hepimizi şaşırtan olay Option 5 takımının adaylığı diyebiliriz. Propaganda süreçleri en ilginç olan öğrenci birliği grubu desek yanılmayız. Kendilerini tümüyle öğrencilerin seçimlerine adamış bu grubun propagandası “Yapacaklarımız” başlığıyla duvarlara astıkları boş kağıtlardı. Hisar halkı bir süre bu kağıtlara anlam veremese de bu kağıtların Hisarlıların isteklerini dile getirmesi için asıldığı anlaşıldı. Option 5 kesinlikle çok farklı bir gruptu. “God of Kebap is in Option 5” yazdıkları propaganda posterini de biz sizin için yakaladık. Bu poster asılmasının hemen ardından kaldırıldı fakat sadık kaynaklarımız her zaman iş başında! Sunum sırasında Option 5 üyesi Umut Ölmez’in şu sözleri herkesin ilgisini çekti.

“Burada kebap falan yazıyor ama ben domates çorbası da seviyorum tavuk çorbası da.”


Biz de eksik kalmadık Umut Ölmez ile bir röportaj ayarladık.

+ Grubunuz nasıl kuruldu?

Umut: Yemekhanede konuşuyorduk Yoel Kastro gel parti kuralım dedi ben de tamam dedim.

+ Partinizin görüşleri nelerdir?

Umut: Okul seçimlerinin çok ciddiye alınmaması gerektiğini düşünüyorduk. Zaten çok demokratik bir sistem var, hocalara istediğimizi söyleyebiliyoruz, biz de bu sebepten biraz eğlenelim dedik. Seçilseydik bir şey yapmayacaktık büyük ihtimalle. Tavuk suyu çorbası getirecektik, bir de kebap.

+ Peki bu tavuk suyu çorbası olayı nasıl ortaya çıktı?

Umut: Babaannem çok güzel tavuk suyu çorbası yapıyordu, canım çekmişti sahneye çıkınca da öyle söyleyeyim dedim.

Şimdi de Hisar Halkının görüşlerine geleceğiz. Hisar Halkı bu çekişmeli seçim sürecinde neler düşünüyordu? Birtakım seçmenlerle röportaj yaptık ve halkın görüşlerini aldık...

Emre Başer: Option 5 daha samimi geldi. Herkes popülerliğe göre oy veriyor. Bu konuda tepkiliyim, okulda yenilik istiyorum. Hisar Council otomat getiririz demişlerdi fakat Option 5 da bazı insanlar tanıyorum onlar otomatı kendileri bile yapabilirler.

Ata Mutluşan: Ben The Council’in hak edilmiş bir galibiyet aldığını düşünüyorum. Çünkü gerek sunum kalitesi olarak gerek de bize gelecek hakkında sundukları olumlu vaatler ile kazanmayı sonuna kadar hak ettiklerini düşünüyorum. Fakat Option 5 ekibine de bize sunumda geçirttikleri keyifli vakit için teşekkür ediyorum. Hisar için hayırlı olmasını diliyorum.

Asil Altepe: Haklı bir seçimdi. Adil oldu.

Bildiğiniz gibi seçimleri kazanan takım The Council oldu. Seçimlerde 315 kişi oy verdi. The Council %57 oya %43 oy farkla öğrenci birliği olmaya hak kazandı.

Instagram
  • Instagram
  • Spotify
Spotify

@hisarinsessi

Hisarın Sessi

Her geçen yıl katlanarak büyüyen Hisarın Sessi, 4 yıldır gururla Hisar Lisesi’nin “ses”ini duyuran, günümüzde örneğini nadir gördüğümüz etik ve temiz gazeteciliği kendine başlıca hedef güden; en doğru ve hızlı şekilde bilgilendirme, perspektif ve farkındalık kazandırmanın yanı sıra okuyucusuna keyif veren, lise geleneği haline gelmiş ve tamamıyla lise öğrencileri tarafından yürütülen bir yapıdır.

BİZE ULAŞIN

E-Posta

© 2020 by Ayşe Çelebi, Defne Bahar, Kaan Ayverdi, Lal Acar, Zeynep Sude Aytekin