Kent, Roman ve 19. yy. Avrupası

Kapitalizmin toplumda egemen hale gelmesinden sonra kentlerin mekânsal fonksiyonları derinden bir değişim yaşadı. Kapitalizmle beraber kentlerdeki sosyal farklılaşmalar arttı ve toplum daha da tabakalaştı. Böylece kentsel mekanlar sınıflar arasındaki mücadelelerin ve çatışmaların net olarak gözlemlendiği yerler haline geldi. Bu toplumsal süreçlere ve sınıf savaşlarına ev sahipliği yapan kentler bu mücadelelerden dolayı mekansal bağlamda değişimler ve dönüşümler yaşadı. Marksist coğrafyacı David Harvey de kentsel mekanların durağan bir olgudan ziyade değişken bir yapı olduğunu düşündü ve bu durumu şöyle açıkladı: “Burada mekânsal biçimler, içinde toplumsal süreçlerin oluştuğu cansız nesneler olarak değil, toplumsal süreçleri bu süreçlerin mekânsal olmasıyla aynı tarzda ‘içeren’ şeyler olarak görülmektedir.” 


Kentlerin gelişimi bakımında önemli bir rol oynayan kapitalizm, aynı zamanda kentsel kimliği yok eden özelliklere de sahiptir. Kapitalizm entin kültürünü, mimarisini, tarihsel özelliklerini dönüştürücü ve yıkıcı etkisi ile bütün dünyada birbirinin tıpkısı “küresel kentler” inşa ederken, varlığını sürdürebilmek adına bahsi geçen kentleri araçsallaştırır. Kapitalist toplumun temel prensiplerinden biri olan tüketim toplumunun bizzat hayat bulduğu kentsel mekânlar, bazı kent sakinlerinin korumaya çalıştığı değerleri ve kültürleri de yavaş yavaş toplumdan siler. 

Roman sanatı, kentsel mekânın portresini çizmek, kentin kritik noktalarına nüfuz etmek, kent sakinlerinin fazla ön plana çıkarmadıkları düşüncelerini ortaya koymak vb. açısından değerli imkanlar barındırmaktadır. Kentsel mekânın kapitalizmin de etkisiyle oturmaya başladığı dönemin toplumsal ve bireysel ilişkilerine ışık tutarken, bilimin cevap veremediği sorulara da yanıt kaynağı olmuştur. Örneğin, 19. yy. bağlamında Dickens’ın Londra’sı, Balzac’ın Paris’i, Dostoyevski’nin St. Petersburg’u, kent yaşamındaki altüst oluşları, sınıfsal çekişmelerin durumunu ve toplumsal bölünmeyi anlatırken, kentsel mekânın tarihsel süreçte yaşadığı evrimi ve gelişimi de bu bağlamda açıklar.


Aydınlanma 19. Yüzyılda romanın ortaya çıkışı ile burjuvazinin tarih sahnesinden inmesine sebep olur. Bu dönemde birbirleriyle mücadele içinde olan sınıfların roman sanatında ifadesini bulması ise pek çok klasikte gözlemlenir. Toplumsal olayları titizlikle inceleyen 19. yy. romanı, Dickens’ın kapitalizmin hüküm sürdüğü Londra’daki toplumsal ilişkileri ortaya koyan Oliver Twist’iyle (1838) önemli bir aşama kaydeder. Burjuvazinin bolluk ve zenginlik içindeki semtleriyle suçluların, işçilerin ,yoksulların, sömürülenlerin bulunduğu yerleri bir zıtlık içinde okuyucuya sunan Dickens, Sanayi Devrimi’nin etkisinde gelişme yaşayan bir kentin çelişkilerini ustalıkla kağıda döker. Dilenciliğe mecbur kalan yurtsuz çocuklar, suç ile kent varoşları arasında aracısız bağ kurmamıza yardımcı olur. Proletaryanın sayısının artmaya başladığı Londra, ezilen sınıfın yaşadığı bir kent kadar, hırsızlığın, uyuşturucunun ve cinayetin de kol gezdiği bir mekân haline gelir. Balzac’ın izinden giden Hugo, Sefiller (1862) ile burjuva mahallesini detaylı bir biçimde ele alırken, Paris’in toplumsal sınıfları arasındaki mücadeleye de ayna olur. Öbür taraftan Dickens’ın yolundan giden Conan Doyle, Sherlock Holmes’un Maceraları’nda uyuşturucunun, suçun kaynağı olan yoksul kent mahallelerini en ince ayrıntısına kadar irdeler.


Can Akbal’22



Instagram
  • Instagram
  • Spotify
Spotify

@hisarinsessi

Hisarın Sessi

Her geçen yıl katlanarak büyüyen Hisarın Sessi, 4 yıldır gururla Hisar Lisesi’nin “ses”ini duyuran, günümüzde örneğini nadir gördüğümüz etik ve temiz gazeteciliği kendine başlıca hedef güden; en doğru ve hızlı şekilde bilgilendirme, perspektif ve farkındalık kazandırmanın yanı sıra okuyucusuna keyif veren, lise geleneği haline gelmiş ve tamamıyla lise öğrencileri tarafından yürütülen bir yapıdır.

BİZE ULAŞIN

E-Posta

© 2020 by Ayşe Çelebi, Defne Bahar, Kaan Ayverdi, Lal Acar, Zeynep Sude Aytekin