Facebook’un ABD Seçimlerine Etkisi: Tarih Kendini Tekrar Edecek mi?

Basın, medya, politika ve teknoloji alanları için yakın tarihte bir milat var: 2016 ABD seçimlerinin öncesi ve sonrası. 4 sene önce anlaşıldığı sanılan veriler, yazılımlar ve haberler, Donald Trump’ın sürpriz yengisiyle yüzeye çıkmış ve kampanya dahilinde paylaşılan kasıtlı yanlış bilgiler kafalarda çeşitli sorular oluşturmaya başlamıştı. Dijital kampanyaların her bileşeninin çoğu kanalda rapor edilmesine ve muhabirlerin, tarafların her eylemini incelemesine rağmen Facebook, politikada tarafsız bir güç olarak görülüyordu. Hatta 2012’de University of California’nın bir araştırmasında, platformda kullanıma sokulan “I Voted/Oy Verdim” butonunun genç nüfusun oy kullanma sayısını önemli derecede arttırdığı görülmüştü. Bu sebeple Facebook ve benzeri sosyal medya platformlarının politik bilgi için muazzam dağıtım gücü, farklı medya bilgi alanlarıyla güçlendirilmiş olası partizanlığı veya viral aldatmacaları ilk başta göz önünde bulundurulmamış ve kimse tüm bu farklı konuları birbirine bağlayabilecek sentezi ortaya koymamıştı. 2014’te ise New Republic’deki bir yazıda Jonathan Zittrain,  Facebook'un çok fazla kişisel veriyi kontrol ettiği için belirli özel roller ve sorumluluklarla görevlendirilmiş güvenli bir ağ olarak görülmesini önerdi.


Zaman içinde Facebook’un düşündüğümüzden çok fazla seçimleri etkilediği ve belki de kimsenin haberi olmadan seçimlere karar verebileceği ortaya çıktı. İlk olarak Facebook’un, 2012 seçimlerinde Obama kampanyası ile kullanıldığını görmüştük; ancak olagelen etkiyi değiştiren olay 2016 seçimleriydi. ABD hükümetinin iddialarına göre, seçmenler oylarını değiştirmek için Rusya’dan eşi benzeri görülmemiş, teknolojiye dayalı çabalara maruz kaldılar. Genel olarak sosyal medya ve özel olarak Facebook tercih edilen birincil silahlardı. O kadar iyi çalıştı ki, ABD'li politikacıların 2018 ara seçimlerinde yaptığı harcamalar 2014 ara dönemlerine göre 25 kat arttı. Cumhuriyetçi (Republican) Parti, 2016 seçimlerinde Facebook reklamları için günde 1 milyon dolar harcama yaptı ve Facebook’ta sadece Cumhuriyetçilerin planlamaları için yeni bir departman açıldı. Cambridge Analytica ise kampanyası sırasında Trump’ın 50 milyonun üstündeki Facebook kullanıcısının kişisel verilerini toplaması için tuttuğu politik şirketti. Bu da kullanıcı olan Amerikalı seçmenlerin kişiliğini tanımak ve seçimlerini en etkili şekilde davranışlarını ve oylarını etkilemek içindi. Toplanan data ise kullanıcıların kimliklerini, arkadaş ağlarını ve beğenileriyle ilgili ayrıntıları içeriyordu. Buradaki fikir, insanların Facebook'ta beğendiklerine dayalı olarak kişilik özelliklerini haritalamak ve ardından bu bilgileri dijital reklamlarla kitleleri hedeflemek için kullanmaktı. 2014'te araştırmacılar, kullanıcılardan bir kişilik anketi yapmalarını, kendi profillerinden ve arkadaşlarının profillerinden bazı özel bilgileri, Facebook'un o sırada izin verdiği ve o zamandan beri yasakladığı bir eylemi indirmelerini istedi. Bu teknik, Cambridge Üniversitesi Psikometri Merkezinde geliştirilmiştir. Merkez, Cambridge Analytica ile çalışmayı reddetti; ancak üniversitede bir Rus-Amerikalı psikoloji profesörü olan Aleksandr Kogan istekliydi. Dr. Kogan kendi uygulamasını geliştirdi ve Haziran 2014'te Cambridge Analytica için veri toplamaya başladı. Cambridge Analytica'nın veri toplama sürecini denetleyen veri uzmanı Christopher Wylie, sonunda firmaya 50 milyondan fazla ham profil sağladığını söyledi. Yalnızca ankete katılan 270.000 kullanıcı verilerinin toplanmasına rıza gösterdi; ancak hepsine verilerin akademik kullanım için kullanıldığı söylendi. Facebook, herhangi bir şifre veya "hassas bilgi parçalarının" alınmadığını söyledi; halbuki herhangi bir kullanıcının konumu hakkındaki bilgiler bile Cambridge'de mevcuttu. 


Bu yılki ABD seçimlerinde ise Facebook, seçimleri “gerçekten” etkileyip etkilemediğini göstermek için ülke çapında akademisyenlerle işbirliği yapacağını açıklamıştır. Fakat tek sorun, cevabın seçimler bitene kadar öğrenilmeyecek olması. Çalışmanın bir parçası olmayı seçen kullanıcıların verileri araştırma ekibi tarafından tanımlanacak, gruplara ayrılacaklar; haber kaynakları ile çalışılmaya başlanacak, reklam deneyimleri değişecek ve hatta bazı durumlarda Facebook'u geçici olarak kullanmayı bırakmaları istenecek. Tüm bunlar deneyim ve bakış açılarının kontrol gruplarına göre nasıl geliştiğini görmek için araştırılacak. Facebook'un üzerinde veto hakkına sahip olmayacağı bulgular, önümüzdeki yaz başında halka ücretsiz olarak yayınlanacak.


Lal Zeynep Nizam’24 



Instagram
  • Instagram
  • Spotify
Spotify

@hisarinsessi

Hisarın Sessi

Her geçen yıl katlanarak büyüyen Hisarın Sessi, 4 yıldır gururla Hisar Lisesi’nin “ses”ini duyuran, günümüzde örneğini nadir gördüğümüz etik ve temiz gazeteciliği kendine başlıca hedef güden; en doğru ve hızlı şekilde bilgilendirme, perspektif ve farkındalık kazandırmanın yanı sıra okuyucusuna keyif veren, lise geleneği haline gelmiş ve tamamıyla lise öğrencileri tarafından yürütülen bir yapıdır.

BİZE ULAŞIN

E-Posta

© 2020 by Ayşe Çelebi, Defne Bahar, Kaan Ayverdi, Lal Acar, Zeynep Sude Aytekin