Amerikan Yüksek Mahkemesinde Ruth Bader Ginsburg'ün yerini kim alacak?

Ruth Bader Ginsburg, hayatı boyunca bir feminist ve bir insan hakları aktivisti olmuştur. Kendisi üniversite döneminde Cornell’den Harvard’a geçtiğinde beş yüz küsür öğrenci arasındaki dokuz kadından biriydi. Cinsiyet eşitsizliğiyle karşılaştığı birçok zamandan birinde, okuldaki bir yemek davetinde dekan onu, “Erkeklere ait olan sandalyeye oturmaya nasıl cüret edersin!” diye azarlamıştı. Columbia Üniversitesi'nden sınıf birincisi olarak mezun olmasına ve Harvard’da 500 küsür öğrenci arasında ilk 25’te yer alarak üniversitesinin saygın hukuk dergisi Harvard Law Review’a girmeye hak kazanmasına rağmen, New York’ta hiçbir hukuk bürosu ona iş vermiyordu. Büro sahipleri, “biz buralarda kadınlara iş vermeyiz” düşüncesini benimsemişlerdi. 18 yaşındayken tanıştığı kocasıyla ilgili, “Marty bir beynimin olmasına değer veren tek adamdı. 1950’li yıllarda erkekler bunu önemsemezdi.” demiştir. 1970’lerde aldığı davalar kadınların ABD toplumu içinde daha saygın ve üst seviyede bir statü kazanmasını, ve Yüksek Mahkeme’nin kadınlara ayrımcılık yapıldığını fark etmesini sağladı. Bill Clinton tarafından Yüksek Mahkeme yargıçlığı yapmak için nomine edilmiştir ve kendisi bu mahkemede yargıçlık yapan ikinci kadın olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri’nin en yüksek yargı mercii olan Yüksek Mahkeme; tartışmalı yasalar, merkezi hükümet ile eyaletler arasındaki yetki anlaşmazlıkları ve idamların onaylanması konularında son sözü söylüyor. Mahkemedeki yargıçların ömür boyu görevlerine devam etme yükümlülükleri var; yani mahkemede, ölene, istifa edene, emekli olana veya pozisyonlarından çıkarılana kadar. Ama zaten, yargıçların çoğunluğu, çok ciddi sağlık sorunları olmadıkça, görevlerine ölene kadar devam ediyorlar. Ruth Bader Ginsburg da, aslında emekli olabileceği halde, Trump’ın yerine birini nomine etmesini istemediği için, bunu yapmayı kararlılıkla reddetmiştir. 27 yıl boyunca bu integral mahkemede yargıçlık görevini yürüten Ginsburg, 9 üyeli mahkemenin sadece 4 liberal üyesinden biriydi ve ülkenin en önemli hukuki konularında, kararları kritik önem taşıyan ABD Yüksek Mahkemesi’nin 9 yargıcı arasındaki ideolojik denge çok önemli.


Ginsburg’ün ölümünden önceki son arzusu, 3 Kasım 2020’de olacak seçimlerden önce yerine birinin adanmamasıydı. Fakat buna rağmen Trump, Ginsburg’ün ölüm arzusunu göz ardı ederek, seçimlerden önce yeni yargıcı atayacağını açıkladı. Demokratların başkan adayı Joe Biden, bunun gücü suistimal etmek olduğunu söyledi. Bunun sebebi de seçime bir aydan az süre kala yeni aday atanmasının ahlaki açıdan yanlış olmasıdır. Trump ise Ginsburg yerine bir kadın yargıç atayacağını söyledi ve aday olarak Amy Coney Barrett’ı öne sürdü. Şu anda, Barrett’ın Yüksek Mahkeme’ye atanmasıyla ilgili prosedürler Cumhuriyetçi çoğunluklu olan ABD senatosu tarafından aceleyle tamamlanmaya çalışıyor. Bu görüşmeleri demokrat üyeler, “halkın koronayla ilgili daha acil ihtiyaçları var” düşüncesiyle boykotlamasına rağmen görüşmelere devam ediliyor. Amerikan başkan yardımcısı adayı Kamala Harris, Yargıç Amy Coney Barrett'ın Yüksek Mahkeme adaylığı nominasyonluğuyla ilgili onay duruşmasında konuşup, COVID-19 yardımlarından öncelikli tutulması ile ilgili hayal kırıklığını; COVID-19 ile ilgili gerekli adımları atmazken, sadece 16 günde bir Yüksek Mahkeme nominasyonunu geçirmeye çalıştıklarını belirtti. Bunun halkın isteklerinin aksine bir hareket olduğunu fakat meclisin ve Trump’ın görevinin zaten halka hizmet olması gerektiğini belirtti. Halkın düşüncelerini yansıtan adımlar atamalarını, hızla yaklaşan seçimlerde Trump’a kesinlikle oy verilmemesi gerektiğini gösteren bir unsur olarak da gösterdi. Barrett’ın nominasyonunun aşamalarını hızlıca bitirmeye çalışmalarının iki temel sebebi var: birincisi seçimlerin sonucunun belirli olmaması ve herhangi bir “yolsuzluk” iddiası sonucunda, alınacak hukuksal adımlarda Yüksek Mahkemenin karar verecek olması. İkincisi ise, çok yakın bir tarihte Yüksek Mahkeme’nin, “Affordable Care Act”i -1960’da beri Amerikan sağlık sistemine gelen en büyük yeniliklerden biriydi, bireylerin 26 yaşına kadar ailelerinin sağlık sigortaları tarafından korunmalarını sağlıyor ve çok kapsamlı bir sigorta, bu yasa sayesinde 10 Amerikalıdan 6’sı aylık 100 dolardan daha az bir ücret karşılığında sağlık sigortasına sahip oluyor- kaldırmakla ilgili bir davayı görecek olmasıyla, birçok kişinin, Amy Coney Barrett’ın atanmasının “Affordable Care Act”i kaldırma hedeflerini gerçekleştirmek için gereken bir adım olduğu düşüncesi. Ayrıca Kamala Harris’in de dediği üzere, milyonlarca insana sağlık sigortası sağlayan bu yasayı kaldırmak, özellikle de günümüz pandemi koşullarında, çok yanlış bir hareket ve kaldırılması durumu -hiç şüphesiz- toplum üzerinde yıkıcı bir etkiye sebep olacaktır. Barrett’ın, muhafazakâr partinin politikalarını ilerletme konusunda, gelecekte kürtajı kaldırma gibi bir katkısı olabileceği de söyleniyor; malum, Barrett sıkı bir kürtaj karşıtı olarak biliniyor. Ayrıca, Yüksek Mahkeme’deki yargıçlar on yıllarca görev yapıyor, bu yüzden mahkemedeki demokrat-muhafazakâr dengesi şimdi bozulursa, tekrardan dengelenmesi uzun zaman alabilir. Ginsburg’ün ölümüyle Cumhuriyetçilerin başkanlık seçiminden önce kendi adaylarını seçtirmeleri halinde, mahkemedeki güç odağı tamamen muhafazakârlara doğru kayacak.


26/10/2020 update: Muhafazakarlar, uygunsuz ve gayri meşru prosedürler sonucunda, Yüksek Mahkeme'ye bir yargıç olarak atanmıştır.


Damla Karabay’22